simülasyon teorisi nedir
simülasyon teorisi nedir

Simülasyon Teorisi Nedir ? Elon Musk Korkutan Açıklama

Simülasyon teorisi nedir, Öncelikle şunu belirtmek isteriz ki burada yazılan konu tamamıyla teorik verilere dayanıyor olup bilimsel bir perspektifte dayanmamaktadır.

Simülasyon Teorisi Nedir ?

Kelime anlamı olarak,  bir şeyin tıpa tıp aynısı, benzeri yada sahtesi olarak kullanılan terimlerin tamamına simülasyon denir. Simülasyon bir çeşit bilimsel perspektif modellemesi olup insanlara geniş ve derin bir bakışla çalışma imkanı sunan sistemlerin tamamına denilmektedir.

Konumuza bir örnekle başlayacak olursak. Yüzyıllar önce keşişin bir tanesi orman içerisinde patika bir yoldan evine doğru ilerlerken gözüne kocaman bir yılan ilişir. Karanlığında etkisiyle panikleyen keşiş, bir meşale yakar yılana yaklaşır ve yılan biranda urgan ipine dönüşür. Keşiş kendi kendine yanılsama yaşadığını anlar ve gülerek yoluna devam eder.

Bu hikayeden ne anladınız ? Duyularımız bizi yanıltıyor mu ? Yoksa korkularımızdan sıyrılmak ve aydınlanma yaşamak bazı şeylerin illüzyon dan ibaret olduğunu anlamamıza yeterli mi ?

Dünya’nın en zengin ve zeki adamlarından biri olan Elon Musk 2016 senesinde bir iddia ortaya atmıştır. ” Neredeyse ve kesin olarak bir simülasyon içerisine yaşıyoruz” sizce Elon Musk’ın böyle bir ifade kullanması simülasyon teorisine vurgu yapması tesadüf mü ?

Doğduğumuz andan itibaren bizlere ailemiz, öğretmenlerimiz ve arkadaşlarımız tarafından bir takım simülasyonlar gösterilmektedir.

Örneğin sen busun, şöyle yaşarsan ahlaklı olursun, öldükten sonra bunu yapmalısın, kadın böyle davranmalı, erkek şöyle olmalı, devlet böyle yönetilir gibi. Peki bu simülasyonları  bize öğretenlerin öğrettikleri bu şeylerin doğru olduğuna yönelik anlattıkları kanıtlar neye dayanmaktadır ? Nereden biliyorlar ki bu doğruluğu bizleri de aynı simülasyon içerisine ortak etmeye çalışıyorlar.

Bu anlatılan konuların tamamı, saf bir bilgiyle ve araştırılarak değil de önceki nesillerden aktarıldığı düşünülmektedir. Bizlere dayatılan bu simülasyonların doğruluğu ve yanlışlığı hususunda nasıl emin olacağız ? Yukarıda bahsettiğimiz keşiş hikayesinde de  kendi meşalemizi yakarak, korkmadan, duyu ve duygularımızın bizi yanılttığının farkında olarak kararlar vereceğiz. Şimdi gelelim asıl konumuz olan simülasyon teorisine.

Teknolojik Simülasyon Teorisi Nedir

simülasyon teorisi nedir
simülasyon teorisi nedir, dünya simülasyon

Elon Musk’ın da bahsettiği gibi, bir simülasyon içerisinde yaşıyor olabilir miyiz ? Bazılarımız için bu soru ciddi anlamda etkileyici olurken; bazılarımız da hadi be olur mu öyle şey diyerek konuyu savuşturmuştur.

Birazdan anlatacaklarımızdan sonra simülasyon teorisinin aslında bu sorunun içinin hiç de boş olmadığını göreceksiniz. Simülasyon teorisi gerçek mi ?

Kavanoz da ki beyin argümanı: Aklınıza gelen tüm duyu organlarımız görme, dokunma, koku, basınç, ağrı, acı, sevgi gibi hisler iç ve dış ortamda bulunan bu tüm sinyaller beynimiz tarafından elektriksel sinyallere çevrilerek  algılayıcılar sayesinde algılanır.

Algılamanın temel merkezi olan beyin içerisinde gezinen minik elektrik akımlarından başka hiçbir şey yoktur.

Öyleyse buna istinaden şu soru ortaya çıkmaktadır.

Tüm bu yaşanılan ve hissedilen gerçeklik beyin içerisinde dolaşan elektrik akımlarından mı ibaret ?

Şayet öyleyse gerçekliğin de gerçek olduğundan nasıl emin olabilirsiniz.

Ya da beynimizin herhangi bir merkezde yada laboratuvar ortamında kablolara bağlı şekilde tutulduğunu nereden bilebilirsiniz.

Bilindiği üzere beyin vücuttan bağımsız olarak gerekli uyaran ve şartlar sağlandığında  kendisini farklı ortamlarda farklı deneyimler geçiren bir canlı olarak  yaşadığını sanabilir.

Şuan da sizler bu yazımızı okurken kavanoz da ki bir beyin olabilirsiniz. Yada biz bu yazıyı ele alırken.

Bu durumu yani simülasyon teorisinin aksini iddia edecek hiç bir argüman da yoktur.

Simülasyon teorisi denilince aklımıza herkesin bildiği 99 yapımı bir film olan Matrix’e değinmemek olmazdı.

Matrix filmini bilmeyen yoktur. Hatırlamayanlar ve izlemeyenler için kısaca filmden bahsedelim ve ana konumuz olan simülasyon teorisine geri dönelim.

İnsanlık teknoloji de çok ileri seviyeye gelmiştir. Ürettikleri makineler sayesinde çok rahat etmişler ve her işlerini yaptırabilecekleri kölelere sahip olmuşlardı.

Hatta makineleri öyle programladılar ki makineler kendilerini geliştirebiliyorlardı. Öte yandan bir yerden sonra makineler bilinç kazanmaya başlamışlardı.

Bir gün bir robot sahibini öldürdü. Bilinç kazanmış makineler ve insanlar arasında savaş başladı.

İnsanlık makinelerin tamamını yok etmeye karar verdi. Bunun üzerine makineler farklı bir şehir inşa ederek insanlardan uzak bir şekilde teknolojilerini çok iyi derecede kendilerini geliştirdiler. İnsanlığa karşı ekonomik ve teknolojik anlamda üstünlük sağladılar.

Makineler ve insanlık arasında tekrar çıkan savaşta insanların sahip olduğu şehirler bir bir düşmeye başladı. Bunun üzerine insanlık, makinelerin temel enerji kaynakları olarak varsayılan güneşi radikal bir kararla dark storm projesiyle karartma kararı aldı. Ancak bu durum makineleri durdurmadı. İnsanların vücutlarında var olan biyoelektrik varlığını keşfettiler. Bununla birlikte insanların vücudunu kullanarak, insan tarlaları oluşturdular.

Bunun üzerine Matrix projesi ortaya çıktı. Bedenleri makineden olan, zihinlerse Dünya da yaşayacak bir proje. Bunu yaparken de yazılımla oluşturulan bu insanların zihinlerine özgür irade kodlandı.

Temel aktörümüz olan Neo karakteri de bu programın içerisinde yer alan 1999 yılında bir yazılımcı olarak kendini deneyimleyen kavanozda ki bir beyindi sadece. Simülasyon içerisinde olduğunu anlayan Neo gerçeklik hapını içerek simülasyondan çıkar ve film bu şekilde devam eder . Şimdi tekrar simülasyon teorisine geri dönelim.

Elon Musk 1960 yılında ortaya çıkmış bir oyuna atıfta bulunmuştur. Oyun o kadar basittir ki herkesin kolaylıkla yapabileceği ve oynaya bileceği bir oyundur. Bir de şimdi ki oyunlara bakın ne kadar gerçekçi diyerek şöyle devam etmiştir.

Elli yıl içerisinde teknolojiyi bu kadar ileri götürebildiysek,  yüz yıllar içerisinde ki bu süreçte ve evrime göre göre hiçte uzun yıllar olmayan bu süreçte  evrenleri simüle etmek neden mümkün olmasın.

Gelecekte böyle bir şey mümkünse, hali hazırda bu durumun gerçekleşmediğinden nasıl emin olabiliriz. Tabi ki olamayız. Hatta gelecekte böyle bir şey mümkünse, kesin olarak bilgisayar simülasyonu içerinde yaşıyoruz da denilebilir.

Peki böylesine büyük bir evreni simüle etmek nasıl mümkün olabilir. Böylesine büyük bir işlemci gücü mümkün olabilir mi sorularını kendimize sorarken aslında bir insanı simüle etmek için bütün evreni simüle etmeye gerek yoktur.

Sadece o kişinin gerçek olduğunu sanacak bir simülasyon yeterli olacaktır. Bir yöne bakıyorken arkamızda kalanların simüle edilmesine gerek yoktur. Nasıl ki günümüz gerçekliğine yakın oyunlara bakıldığı zaman oyunlarda karakterler ilerledikçe haritalar yüklenir ve oyunun önü açılır.

Simülasyon teorisi hakkında siz değerli okurlarımızı mutlaka yorum yapmaya davet ediyoruz.

Ürkütücü bir iddia daha, Bir simülasyon da yaşıyor olma ihtimalimiz var evet bir de bizim dışımızda ki herkesin kurgudan olma ihtimali de var.

Yalnızca kendi zihnimin varlığından emin olabilirim. Geriye kalan her şey evim arabam ailem diğer tüm insanlar beni kandırmak için simüle edilmiş varlıklar olabilirler. Kulağa çılgınca geliyor değil mi ?

Platon Ve Descartes: Simülasyon Teorisi

simülasyon teorisi
simülasyon teorisi

İşin ilginci bu durum bizleri DESCARTES‘ in  ünlü sözüne getiriyor DÜŞÜNÜYORUM ÖYLEYSE VARIM . Descartes’e  göre her şeyin varlığından şüphe edebilirim. Bir şey hariç kendi bilincimizden. Yani varlığımız kesindir.

Peki bu işin içerisinden nasıl çıkılır ? Biz gerçekte kimiz nerede yaşıyoruz ? Gerçek bir dünya da mı ? Bir simülasyon içerisinde mi ? Yoksa makineler tarafından yaratılmış bir program içerisinde mi ?

İşin teknoloji boyutuna bakarsak bu sorunun cevabını ne yazık ki hiç bir zaman bilemeyebiliriz.

Aslına bakarsak bir simülasyon içerisinde bile yaşasak aynı şekilde yaşamaya devam ederdik. Mutlu ve huzurluysak acı çekmiyorsak ne önemi var ki.

Bu  yazımızın temel önerisi ve önermesi şudur.

Bir çok insan hayatını belirli kalıplar üzerine inşa edilmiş şekilde bulmaktadır. Hayatının sonuna kadar sorgulama ihtiyacı hissetmeden yaşamaktadırlar. Medeniyetin en zeki formuysak kendimizi diğer canlılardan ayrı bir forma koyuyorsak  sorgulamalıyız. Bugün bilgiye erişim bu kadar kolayken bile bunu yapmıyoruz.

Simülasyon teorisini faklı şekilde hem de günümüzden 2400 yıl önce dile getirmiş bir diğer filozof  Platon’dur 

Platonun mağara alegorisini duymayan yoktur desek yeridir.

Platonun mağara mitosuna göre bir grup tutsak doğumlarından itibaren bir mağaraya kapatılırlar. Dış Dünya hakkında en ufak bilgiye sahip değillerdir.

Mağaranın kapısının önünden geçen insanların ve hayvanların mağaranın girişinde gölgeleri yansımaktaydı. Bu canlıların gölgeleri ve yansımaları mağaradakileri büyüler ve o gölgelerin onlar için gerçek olduklarından hiç şüpheleri yoktur. Bu belirsiz siluetlere bakıp onlar hakkında heyecanla konuşurlar gelişmişlik ve bilgelikleriyle övünürlerdi.

Sonra bir gün bir tutsak serbest kaldı. ilk kez dışarıya çıktı. Dışarıyı anlamaya başladı. Güneş ışığı gözünü aldı. Bir akarsu da kendi silüetini gördü. Her şey biranda karmaşıklaştı . Kendisine etrafındakilerin  asıl gerçeklik olduğu mağarada ki yansımaların ve gölgelerin ise gerçek olmadığı söylendiğinde buna inanmadı. Çünkü gölgeler onun hayatı boyunca gördüğü tek gerçeklikti.

Zamanla bu duruma alışmaya başladı. Etrafında ki gerçekleri ve o gölgeleri görmesini sağlayan şeyin güneş olduğunu anladı. Sandığı gibi geçmişte yaşadıklarının gerçek olmadığının farkına vardı . Bu aydınlanmış kişi diğerlerine gördüklerini anlatmak için mağaraya geri döndü.

Karanlığa alışık değildi. Artık gölgeleri bile görmekte zorlanırken diğer tutsaklar bu yolculuğun onu kör ettiğini aptallaştırdığını düşündü. Arkadaşlarını  serbest bırakmak istediğinde bu duruma arkadaşları şiddetle karşı çıktı.

Platon burada halka gerçekleri anlatmaya çalışan bir filozofun durumunu tasvir etmeye çalışmıştır.

Çoğu insan cehalet içerisinde huzurlu olmakla kalmıyor aynı zaman da cehaleti kendine anlatmaya çalışanlara da düşmanlık besliyordu.

Platona göre hayatımızın çoğunu küçük silüetleri görerek geçiriyoruz. Çocukluktan beri bizim kırılgan zihinlerimize herkes bir takım gölgelerin hakikat olduğunu dayatıyor. hakikatı bulma yolunda kime güvenmeliyiz ? Kimse mağarada doğmayı seçmez ama başladığımız yer orasıdır.

Simülasyon Teorisi Sonuç

Simülasyon Teorisi
Simülasyon Teorisi

Eğer dışarıya acılan yolu bulmak istiyorsak bilgiye, felsefeye ve kendimize güvenip her şey den önce hiç bir şey bilmediğimiz gerçeğini kabul etmeliyiz.

Bilgelik cahilliği kabullenmemizle başlar. Burada  Simülasyon  teorisi konumuza son verirken NFT nedir ? Adlı içeriği okumanızı tavsiye ediyoruz.

Kaynakça; Wikipedia

Yazıyı Oylayın

Hakkında Burak

1988 yılında İzmir’de doğan Burak ALTIPARMAK, Eskişehir Anadolu Lisesinin ardından Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nü tamamladıktan sonra Kamu yönetiminde liderlik algısı üzerine yüksek lisans yapmıştır. Profesyonel iş hayatına SEO danışmanı olarak başladı. Blogger, içerik pazarlama faaliyetleri gibi bir çok alanda hizmet vermesinin yanı sıra mobil uygulama geliştiricisi olarak profesyonel iş hayatına devam etmektedir. Hali hazırda React Native ile Full stack developer olarak çalışmaktadır.

Dikkatini Çekebilir

metaverse nedir

Metaverse Nedir ? İnternetin Yerini Alacak Teknoloji

Metaverse nedir ? Bu evrendeki gözlerinizi kapatın ve metaverse evreninde gözlerinizi açın. Gördüklerimiz  2021’in son …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.